Evcil Hayvanlar Sahiplerinin Kalp Sağlığını Gerçekten Koruyor mu?

Yeni araştırmalar, evcil hayvan sahiplerinin daha düşük stres seviyesine ve kalp hastalıklarına karşı daha güçlü bir bağışıklığa sahip olabileceğini gösteriyor.
Evcil hayvanların sadece psikolojik olarak değil, fiziksel sağlık açısından da faydalı olabileceği uzun süredir tartışılıyor. Son araştırmalar, özellikle köpek ve kedi sahiplerinin daha sağlıklı bir kalp ritmine ve düşük stres düzeyine sahip olabileceğini ortaya koyuyor. Ancak bilim insanları, bu ilişkinin her zaman doğrudan bir “koruyucu etki” anlamına gelmediğini vurguluyor.
Araştırmalar umut verici ama temkinli
Amerikan Kalp Derneği’nin yayımladığı bir rapora göre, evcil hayvan sahiplerinin kalp hastalıklarına yakalanma riskinin daha düşük olduğu gözlemlendi. Özellikle köpek sahiplerinin düzenli yürüyüş alışkanlıkları sayesinde daha aktif bir yaşam sürdürdükleri belirtildi.
Ancak uzmanlar, bu bulguların doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmadığını, hayvan sahibi olmanın yalnızca sağlıklı yaşam davranışlarını teşvik edebileceğini söylüyor.
Stres hormonu üzerinde etkili
Evcil hayvanlarla geçirilen zamanın, stres hormonu kortizol seviyesini düşürdüğü, aynı zamanda mutluluk hormonu oksitosin salgısını artırdığı biliniyor. Uzmanlara göre bu durum, kan basıncını dengeleyip kalp ritmini korumada önemli bir etkiye sahip olabilir.
Yalnızlık ve depresyona karşı koruyucu
Psikiyatrist Dr. Elif Uçar, evcil hayvanların yalnızlık hissini azalttığını belirterek, “Yalnız yaşayan kişilerde depresyon oranı daha düşük, sosyal bağ kurma eğilimi daha yüksek. Bu dolaylı olarak kalp sağlığını destekliyor,” diyor.
Köpekler daha aktif yaşam sağlıyor
Köpek sahipleri, günlük yürüyüşlerle fiziksel olarak daha aktif oldukları için kalp-damar sağlığı açısından avantajlı bir konumda. Uzmanlara göre, sadece 30 dakikalık düzenli yürüyüş bile kalp hastalıkları riskini %25’e kadar azaltabiliyor.
Uzmanlardan öneri
Kardiyologlar, evcil hayvanların sağlık üzerindeki etkisini abartmadan değerlendirmek gerektiğini söylüyor.
“Hayvan sahipliği bir mucize tedavi değil ama sağlıklı yaşam alışkanlıklarını destekleyen güçlü bir motivasyon kaynağı,” diyor Prof. Dr. Hasan Demir.





